Vibe Coding Nedir? Yapay Zeka ile Kod Yazmanın En Havalı ve En Riskli Yeni Yolu
- Mimar Mine Kavasoğulları

- 2 gün önce
- 6 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 22 saat önce
(Bu yazı MT Severler Derneği'ne özel olarak 26 Mart 2026 için Vibe Coding webinarına ek kaynak olarak yapılmıştır. Webinara kayıt olarak katılım sağlayabilirsiniz.)
Yazılım yapmak istiyor ama kod yazmayı bilmiyor musun? Belki aklında gayet iyi bir fikir var ama iş teknik tarafa gelince hevesinin üstüne beton dökülüyor. Belki de uzun zamandır “Benim de aslında uygulama fikrim var ama bunu nasıl yapacağım?” diye düşünüyorsun. Güzel haber şu: Son dönemde tam da bu noktada ortalığı karıştıran yeni bir yaklaşım var. Kodu satır satır senin yazman yerine, ne istediğini anlatıp yapay zekayı yönlendirdiğin bir üretim biçimi. O yüzden sen de “Kod bilmeden bir yazılım üretmek gerçekten mümkün mü?” diye merak ediyorsan, okumaya devam et. :)
Son zamanlarda teknoloji dünyasında çok sık duyulan bir kelime var: Vibe coding.
İlk duyduğunda insanın aklına biraz şu geliyor: "Kodlama modlama beni bozar. Ben yazılımcı mıyım? Ne anlarım ki."
Ama hayır, mesele sandığından daha kolay.
Kelime de yeni sayılır ve buna rağmen hızlıca Merriam-Webster sözlüğüne girdi ve Collins tarafından 2025’in kelimesi seçildi.
Vibe coding (Vibecoding) ne?
Vibe coding dediğimiz şey, en basit haliyle, kodu satır satır kendi elinle yazmak yerine, ne istediğini doğal, günlük bir dille anlatıp yapay zekaya kod yazdırmak. Yani sen yapay zekaya "Bana şöyle bir uygulama yap, burada kullanıcı giriş yapsın, burada liste olsun, şuna basınca filtrelensin" falan diyorsun. Yapay zeka da bu isteği alıp bir şeyler kuruyor. Sen de çıkan şeye bakıp yön veriyorsun. Restoranda yemek siparişi vermek gibi. Yemeğin nasıl hazırlandığını, mutfakta dönen kaosu bilmene gerek yok. Siparişi veriyorsun, yemek geliyor.
Eski düzende sen bilgisayara onun dilinde yaklaşmak zorundaydın. Artık bilgisayar, senin dilini anlamaya çalışıyor. Asıl büyük kırılma da burada.
Eskiden kod yazmak, teknik bilgi duvarına toslamak gibiydi. Şimdi ise o duvarın üstünde bir kapı açılmış gibi. Duvar hala var tabii ama en azından artık biz yani "bu işlerden pek anlamayanlar" da o duvardan öteki tarafa geçebilecek bir kapı bulabiliyoruz.
İşte vibe coding tam olarak bu yeni kapının adı.

Vibe coding nasıl işliyor?
Sen derdini arkadaşınla konuşur gibi yapay zekaya anlatıyorsun. Yapay zeka bir şey üretiyor. Sen bakıyorsun. Olmamışsa tekrar anlatıyorsun. Bir daha üretiyor. Bir daha deniyorsun.
Hiç anlamadığın bir alfabeyle kodu sıfırdan yazmıyorsun da, bildiğin, her gün konuştuğun dilde yönlendirmeler yapıyorsun.
Yani vibe coding’de odak çoğu zaman kodun kendisi değil, ortaya çıkan sonucun iş görmesi oluyor.
Kişi o kodu anlamadan da ilerleyebiliyor. "Çalışıyor mu?" sorusu, "Bu teknik olarak nasıl çalışıyor?" sorusunun önüne geçiyor.
Tam da bu yüzden vibe coding biraz büyü gibi hissettiriyor. Ama bildiğimiz gibi büyünün en tehlikeli tarafı, nasıl çalıştığını bilmeden güven vermesi.
Bu ismi kim koydu?
Vibe coding kelimesi öyle gökten inmedi.
Bugün en çok kabul gören çıkış noktası, Andrej Karpathy’nin 2 Şubat 2025’te yaptığı paylaşım. Merriam-Webster, terimin orada tanıtıldığını söylüyor. Collins de terimin Karpathy tarafından yaygınlaştırıldığını yazıyor. Kısacası, "vibecoding" adını görünür hale getiren kişi büyük ölçüde Karpathy.

Zaten kelimenin bu kadar tutmasının sebebi de bu. Teknik bir olayı, çok gündelik ve çok paylaşılabilir bir dile çevirdi. İnsanlar kodun teknik tarafını değil, hissettirdiği şeyi konuşmaya başladı.
Neden bir anda bu kadar yayıldı?
Çünkü insanlara çok çekici bir ihtimal sunuyor.
Yıllardır birçok insanın kafasında aynı cümle vardı:"Harika bir fikrim var ama kodlama bilmiyorum."
Vibe coding ak sakallı bir dede gibi elini omzuna atıyor ve diyor ki: "Üzülme yavrum! Hallederiz."
Bu çok güçlü bir şey. Özellikle de tasarımcılar, içerik üreticileri, girişimciler, küçük işletme sahipleri ve teknik olmayan ama fikri olan insanlar için.
Replit’in Agent aracı kendi dokümantasyonunda, uygulamayı günlük dille tarif edip dakikalar içinde oluşturmaktan söz ediyor. Anthropic’in Claude Code sayfası da benzer şekilde, basit dille tarif edilen özellikleri planlayıp kod yazabildiğini anlatıyor. OpenAI’nin Codex tanıtımı ise birden fazla görevi paralel yürütebilen, kod okuyup yazabilen ve test çalıştırabilen bir yazilim ajanı tarif ediyor.

Peki bu, yapay zeka ile kod yazmakla aynı şey mi?
Vibe coding ve yapay zeka yardımıyla kod yazmak tam olarak aynı şey değil. Yani her vibe coding yapay zeka yardımıyla kod yazmak, ama her yapay zeka yardımıyla kod yazmak vibe coding değil.
Mesela bir yazılımcı da yapay zekadan destek alabilir. Kod önerisi ister, sonra oturur her satırı okur, test eder, düzeltir, gerekirse baştan kurar. Ne yaptığını biliyordur ama fikirleri toparlamak için destek alıyordur. Yani yapay zekayı yardımcı araç olarak kullanır. Bu vibe coding değil.
Vibe coding’de ise iş biraz daha "Ben sonucu tarif edeyim, geri kalana karışmayayım." noktasında.
Aradaki fark küçük gibi görünüyor ama değil.
Ben de bir mimar olarak fikirlerimi toparlaması için yapay zekayı kullanıyorum ancak bazen yazdığı şeyleri okuduğumda hatalı ve insanlar için tehlikeli olabilecek mimari yönlendirmeler yapabildiğini görüyorum çünkü bu konuda uzmanım. Dolayısıyla danışanlarıma bir öneri sunarken oradan copy paste yapmıyorum da sürecimi hızlandıran bir araç olarak kullanıyorum. Kontrol hala bende çünkü esas bilgi sahibi benim. Vibe coding ise mimarinin teknik kısmıyla ilgili hiçbir bilgisi olmayan bir diş hekiminin de kendine bir diş kliniği tasarlaması gibi örneklenebilir. Güzel sonuçlar alınabilir ancak pek çok şey hatalı ve tehlikeli de olabilir çünkü o kişi bir diş doktorudur ve mimarlıkla ilgili bir şey bilmeden mimarlık yapmıştır.

İşte vibe coding'in riski burada.
Bir şeyin çalışıyor gibi görünmesi, onun iyi yapıldığı anlamına gelmez.
Ekran açılıyor olabilir. Buton çalışıyor olabilir. Form veri kaydediyor olabilir. Ama bu, o sistemin güvenli, sağlam, sürdürülebilir ve temiz olduğu anlamına gelmez.
OpenAI, Codex tanıtımında bile kullanıcıların ajan tarafından üretilen kodu manuel olarak inceleyip doğrulamasının hala şart olduğunu açıkça söylüyor. Yani bu uyarıyı sadece eleştirmenler değil, aracı yapan taraf da yapıyor.
Veracode’un 2025 bulgularına göre test ettikleri AI üretimi kod örneklerinin yüzde 45’i güvenlik testlerinden geçemedi ve önemli açıklar içerdi. Aynı raporda, daha yeni ve daha büyük modellerin otomatik olarak daha güvenli kod yazmadığı da söyleniyor. Yani model daha akıllı diye güvenlik tarafı sihirli şekilde çözülmüyor. Keşke öyle olsa. Hepimiz biraz daha huzurlu yaşardık.
Buna rağmen neden bu kadar çekici geliyor?
Çünkü üretme duygusunu demokratikleştiriyor.
Eskiden bir fikirle çalışan bir yazılım arasında kalın bir teknik duvar vardı. Şimdi o duvar tamamen yıkılmış değil ama çok daha erişilebilir durumda.
Bir de vibe coding, insanları mükemmel başlangıç baskısından kurtarıyor.
Bu özellikle yaratıcı insanlar için çok önemli. Çünkü yaratıcı insanların çoğu fikir bulmakta zorlanmıyor. Onları durduran şey, teknik engel oluyor. Vibe coding ise o teknik engeli en azından ilk aşamada biraz yumuşatıyor.
Kod yazmayı bilmeden bir yazılım yapabilmek oldukça ilginç bir his.
Gerçek hayatta Vibe Coding nerede işe yarıyor?
Hızlı prototipler.
Yani bir fikri hızlıca görmek istediğin yerler.
Kişisel araçlar.
Sadece senin kullanacağın küçük sistemler.
Ekip içi araçlar.
Bir ekibin işini kolaylaştıran basit yardımcı paneller.
Tekrarlayan işleri azaltan otomasyonlar.
Mesela veri toplama, sınıflandırma, listeleme, içerik düzenleme gibi işler.
Fikir doğrulama.
"Bu iş gerçekten işliyor mu?" sorusuna hızlı cevap aradığın anlar.
Karpathy’nin MenuGen yazısı burada çok iyi bir örnek. Kendi anlattığına göre ilk yerel prototip çok hızlı çıkıyor. Ama iş gerçek ürüne, ödeme sistemine, kullanıcı girişine, sunucu ayarlarına ve dış servis bağlantılarına gelince işler pürüzleniyor. Hatta açık açık şunu söylüyor: İlk bakışta kendini yüzde 80 bitmiş gibi hissediyorsun ama aslında daha çok yolun başında oluyorsun. Bu, vibe coding’in hem büyüsünü hem de sınırını çok iyi anlatıyor.

Vibe coding hız kazandırıyor mu?
İnsanların en kolay kandığı noktalardan biri bu.
Yapay zeka kullanınca her şey otomatik olarak hızlanmıyor.
Bazı durumlarda gerçekten çok hızlandırıyor. Özellikle sıfırdan bir şey denerken. Ama bazı durumlarda da seni yavaşlatabiliyor. Çünkü çıkan şeyi anlamak, düzeltmek, güvenli hale getirmek, temizlemek ve taşımak da zaman alıyor.
METR’in 2025 tarihli deneyinde, deneyimli açık kaynak geliştiricileri AI araçlarını kullandıklarında görevleri ortalamada yüzde 19 daha uzun sürede tamamladı. Üstelik geliştiriciler başta daha hızlı olacaklarını düşünüyordu.
Bu "AI boş iş." demek değil de "Bağlam önemlidir" demek aslında.
Boş sayfada büyü gibi çalışan şey, karmaşık sistemlerde bazen tökezleyebilir.
Ben yazılımcı değilim ki. Vibe coding beni neden ilgilendiriyor?
Çünkü buraya gelene kadar anladığın üzere mesele sadece kodla ilgili değil. Daha büyük bir dönüşümün parçası.
Aslında burada değişen şey şu: Günlük kullandığın dil ve kelimeler giderek bir üretim arayüzüne dönüşüyor.
Yani artık bazı şeyleri yapmak için makinenin dilini ezberlemek yerine, ne istediğini iyi anlatmak daha önemli hale geliyor.
Sen Türkçe konuşuyorsun. Almanca ile ilgili hiçbir fikrin yok ama Türkçe konuştuğunda bir Alman seni anlıyor gibi düşün.
Bu yüzden vibe coding, sadece yazılımcıların konusu değil. Tasarımcıyı da ilgilendiriyor. Girişimciyi de ilgilendiriyor. İçerik üreticisini de ilgilendiriyor. Küçük işletme sahibini de ilgilendiriyor.
Çünkü oyunun kuralları biraz değişiyor.
Eskiden kod yazabilen kişi öndeydi. Şimdi "doğru şeyi tarif edip doğru şeyi kontrol edebilen kişi" de öne çıkabiliyor.

Sorumlu Vibe Coding için bir kontrol listesi
Önce şunu sor: Bu kısa ömürlü bir araç mı, kalıcı bir sistem mi?
Sonra şunu yaz: Bu araç ne yapıyor, ne yapmıyor?
Kişisel ve hassas verileri gelişi güzel verme.
Mail, telefon, müşteri verisi, şifre, anahtar gibi şeylerde çok dikkatli ol.
Üretime gidecekse mutlaka insan kontrolü ekle. Test, güvenlik taraması, mantık kontrolü, mümkünse ikinci göz.
Ve en önemlisi: Yapay zekanın yazdığı kodu kutsal metin gibi görme.
Çünkü bildiğin gibi yapay zeka araçları bazen çok ikna edici şekilde saçmalayabiliyor. O kadar kendinden emin saçmalıyor ki insan bir an kendi bilgisinden şüpheye düşüyor.
Kısa kes, başım şişti.
Doğal dille yazılım üretmenin popüler şekli olan Vibe Coding, ne mucize ne de boş balon.
Doğru yerde kullanılırsa inanılmaz faydalı olabilir. Özellikle fikir aşamasında, hızlı prototiplerde ve küçük araçlarda gerçekten güçlü bir hızlandırıcı olabilir. Ama konu güvenliğe, bakıma, ölçeğe ve sorumluluğa geldiğinde orada yeterli olmayabilir. En azından şimdilik.
Vibe coding yeni bir özgürlük alanı açıyor. Daha çok insanın dijital üretime girmesini sağlıyor. Teknik duvarı biraz alçaltıyor. Fikirlerle çalışan yazılımlar arasındaki mesafeyi kısaltıyor.
Ama aynı anda bize şunu da hatırlatıyor: Bir şeyi yapabiliyor olman, onu iyi yapacağın anlamına gelmez.
Vibe güzel şey. Ama sistem kuruyorsan tek başına vibe ile işler yürümeyebilir :) Dikkatli olmakta fayda var.
(Bu yazı MT Severler Derneği'ne özel olarak 26 Mart 2026 için Vibe Coding webinarına ek kaynak olarak yapılmıştır. Webinara kayıt olarak katılım sağlayabilirsiniz.)



Yorumlar